Şehirler

16 Şubat 2017 Perşembe

Cunda 2016

Ben tam bir Cunda aşığıyım.
Geçen yıl yaptığımız geziyi şurada uzun uzun anlattım. O uzun konaklamalı bir tatildi ve her günü ayrı güzel geçmişti. Bu kez Bursa'dan sabah 08.00'de yola çıkarak günübirlik bir gezi yaptık Cunda'da ve 4 yetişkin 1 bebek olarak ilginçtir Cunda' da mutlaka yapılmalı denen çoğu şeyi de deneyimleyebildik. 

Cunda'ya gitmeden Ayvalık'ta kısa bir gezi yaptık. Ben bir önceki yıl yaptığımız gezide özel emzirme diyetimden dolayı süt ürünleri ve yumurta tüketemediğimden bir tost yiyememiştim ve içimde kalmıştı. O sebeple ilk durak Tostçular Çarşısı oldu. Tost nerede yenir dediğinizde karşınıza çıkan isim Mesut Büfe. Diğerlerini denemediğimiz için vay bu en güzeli gibi yorumlar yapmak istemiyorum ama tost gerçekten efsaneydi:) Tek rahatsız edici şey çarşıya  girdiğiniz an bir sürü garsonun buyrun buraya, bu tarafa alalım, bizim büfeye gelin şeklinde taciz etmesi. Bir yere oturduğunuz an peşinizi bırakıyorlar, biraz daha rahatlamış oluyorsunuz.




Enerjinizi depoladıktan sonra kendinizi Ayvalık sokaklarında gezintiye bırakabilirsiniz. Eğer günlerden Perşembe ise şanslı gününüzdesiniz demektir. Nedeni ise Ayvalık Pazarı! Pazarı muhakkak gezin, kekik  alın zeytin baharatı alın, takılara göz atın..




Biz maalesef pazara denk gelemedik.  Hafta sonu saat 11.00 gibi Ayvalık'taydık, dükkanların çoğu da kapalıydı.  Biz de turumuzu Güler Pastanesi'ne uğrayıp ünü dünyaya yayılmış damla sakızlı kurabiyelerden yiyerek sonlandırdık.

Sonra ver elini Cunda!
Cunda'ya özel aracınızla gidebilir ya da Ayvalık'tan yarım saatte bir kalkan teknelerle geçebilirsiniz.
Eğer karayolunu tercih ederseniz hazır önünden geçiyorken ilk durak olarak Sevim Necdet Kent Kütüphanesine gidebilirsiniz.  Cunda'ya doğru giderken  Labris Oteli gördüğünüzde kütüphaneye yaklaştınız demektir. Zaten tepede konumlandığı için yol boyunca görebiliyorsunuz.


Buranın hem kendisi hem cafesi harika. İçeride sizi kitaplar beklerken dışarıda da müthiş bir Cunda manzarası bekliyor. Tek sıkıntı boş masa bulabilmek.
Böyle bir manzarada her şey güzel de limonatasını özellikle tavsiye ediyorum.








Bu keyifli geziden sonra Cunda sahile doğru yol alabilirsiniz.  Önce sahilde bir tur atmanızı öneririm. Sonrası için de vaktiniz varsa bir tekne turu güzel olabilir. Çok uzun sürmüyor zaten, fiyatları da uygun.



Sahilde bu turu yapan firmalar var.  Bu sayede kıyıdan göremediğiniz küçük adaları da görme şansınız oluyor.
Örneğin Güler Sabancı'nın adasını görmek veya başka bir adanın bir dönem tımarhane olarak kullanıldığını öğrenmek ilginç deneyimlerdi.





Tekneden Cunda manzarası...




Turdan sonra Cunda sokaklarını keyifle gezebilirsiniz.






Bu yokuşun sonunda Cunda Rahmi Koç Müzesi, diğer adıyla Taksiyarhis Kilisesi var. Biz iki seferde de gezmeyi başaramadık, ama şöyle söyleyeyim müzenin binasını görmek bile başlı başına insanın ufkunu açıyor. Müze ile ilgili geniş bilgiyi buradan alabilirsiniz.





Öğle yemeği için tercihimiz Hop Cunda Restaurant oldu ama ne yediğimiz levrekten ne deniz börülcesinden memnun kaldık.  Bir gurme değilim ama ben evde levreği daha lezzetli yapıyorum o kadar da iddialıyım. Maalesef  bu yaz hem Cunda hem Foça'daki balık tecrübelerimiz olumsuz  sonuçlandı. Galiba en iyi balık Ankara'da yenir sözünün ciddi bir doğruluğu var.

Ben yazlık yerlere gittiğimde eğer öğle vakti acıkmışsam çok yer de açık olmadığından nasıl olsa deniz kenarı balıklar her şekilde güzeldir diyerek rastgele giriyorum ama sonuç tatsız tutsuz yemeklere boşuna para vermek oluyor. Bir balığa zeytinyağı dökmek bu kadar zor olmasa gerek.

Eğer akşam gidecekseniz ya klasik Bay Nihat'a gidin ya da biraz daha arka sokaklardaki Sokaki isimli salaş sokak lokantasını bulun. Onu da burada anlattım.

Yemek için sahil şeridine bağlı kalmamanızı tavsiye ederim. Sahilin hemen arkasındaki sokakta da her bütçeye uygun mekanlar var. Benim aklımda kalanlardan biri Ayna diğeri de Lal Girit Mutfağı ..

Ve günün en keyifli molası, yolculuk için enerji toplayacağınız yer, bir Cunda klasiği Taş  Kahve.

Günün her saati kalabalık, masa bulmak çoğu zaman zor. Hep anlatılan bir riyayet var, yabancılar denize bakarak Cundalılar sırtları denize dönük otururlar diye.. Bence o iş öyle değil herkes bulduğu yere oturuyor :D






Taş Kahve'nin limonatası ve kahvaltısı da çok güzel. Vaktiniz olduğunda onları da denemenizi öneririm :) Ya da kahvenize eşlik etmesi için Cunda'nın meşhur lokmacılarından birer porsiyon lokma alabilirsiniz.

Sevgilerle



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder