16 Temmuz 2017 Pazar

Tarihi İnkaya Çınarı, Bursa

Sanırım Bursa'ya gelen her turistin muhakkak uğradığı yer çınar. 
Aslında çınar görmek isteyenler için Bursa eşsiz bir yer. Neredeyse adım başı bir anıt ağaca rastlıyorsunuz. Zamanında yapılan çarpık kentleşme sebebiyle bazı mahallerinde yeşil görmek hayal olsa da çınarlar dimdik ayakta. 


Tabi Tarihi Çınar bir tane. Genelde öyle kalabalık oluyor ki önünden geçmek bile zor geliyor ; ancak baharda havanın soğuduğu bir günde gidince şansımıza şaşırtacak derecede boştu. 



Çınar da bu boşluğa uyum sağlamak istercesine yapraklarını dökmüş. 
Bence böyle de oldukça heybetli..






Tam da  çayınızı kahvenizi ve kitabınızı alıp bir köşeye kurulmalık değil mi? 
Çınarın cazibe noktası esasında kendisi; ancak oraya has bazı tatlar bulmak da mümkün.


Resimdeki meyve tatlısı.  Kaç zamandır Bursa'ya gelir gideriz, bu lezzetten ilk defa haberim oldu. Bunca zaman kimse bana bunu niye yedirmedi diye hayıflandım bir süre. 


Açıkçası aman meyve yahu neyini abartıyorsunuz desem de yemeye başlayınca öyle bir şey oluyor ki duramıyorsunuz. Şiddetle tavsiye olunur :) 

Beypazarı 2017

Yazılacak çok gezi yazısı var; ancak dünden beri aklıma Beypazarı'nda yaptığımız o kahvaltı düşünce en iyisinin Beypazarı ile başlamak olduğunu düşündüm:)  Eski Beypazarı yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 


Beypazarı'na havalar da ne güzel ısındı dediğimiz bir hafta içinde plan yaparak hafta sonu gittik. Öyle güzel ısınmıştı ki yolda kar yağdı :) Aslında Ankara'dan çıkarken havanın akibeti belliydi ama plan yapmışken değiştirmeyelim bir daha ne zaman gideceğiz diye düşündük iyi ki de öyle yapmışız.


Beypazarı'na gidecekler için tavsiyem kahvaltı. 

Bizim için tek adres Fatma Teyze'nin Yeri. Daha önce yaz mevsiminde gitmiştik o zaman sokakta oturmuştuk. Son gidişimizde de bahar görünümlü bir kış gününde gidince sobalı bir odada oturduk o da güzeldi. Mekan olarak biraz küçük, dar; ama kahvaltısı efsane.  Belgeler aşağıda :)



Bu ortadaki boşluğu ne ile doldurduk dersiniz:)




Pide içi yumurta:) Masaya getirdiklerinde cızır cızır pişmeye devam ediyor. Ben yumurta yemiyorum, ona rağmen öyle iştah açıcı görünüyordu ki bir baksam mı diye düşünmedim değil.  

Masadaki reçeller ev yapımı, bal kaymak,  ceviz, domates salatalık da var. Az öz gereksiz çeşitler yok, iki tane de gözleme aldık, ideal kahvaltı oldu. Fiyatı Ankara'ya göre çok çok uygun. Rakamı tam hatırlayamıyorum ama maksimum 90 TL ödedik dört kişi.
Oğuzalp de ilk defa reçel yedi. Yumurta, kuruyemiş yiyemeyince en sıkıntılı öğün kahvaltı oluyor. Peyniri de yeni yeni yiyebiliyor. Zeytindi, baldı onlarla da arası yok. Gözleme ve reçelle doydu. 


Kahvaltıdan sonra şehir turuna başladık.  Fatma Teyze'nin Yeri'nden dümdüz yürüyünce  Taş Mektep'i geçip köşedeki camiye geliyorsunuz, orada da yerel ürünler var. 




Bu sokakta aynı zamanda çok güzel dükkanlar var. 









Asıl gümüşçüler çarşısı biraz daha aşağı kısımda, Beypazarı'na girerken geçtiğiniz o yol 
üzerinde. Ancak bu dükkan da neredeyse bir çarşı kadar büyüktü. 


Buranın güzelliği kapıdan belli oluyor. Öyle güzel taş boyamalar vardı ki aklım en çok onlarda kaldı. 


Beypazarı'nın havucu meşhur. O kadar ki havuç döner yapmışlar :) 



Renk renk lokumlardan muhakkak alın . 






Beypazarı sokaklarında bir gezenti tosbik. 


Beypazarı'nda gezilecek belli başlı yerler çeşitli konaklar, Yaşayan Müze, Hıdırlık Tepesi ve İnözü Vadisi. Biz daha önce Yaşayan Müze'ye gitmiştik, o yüzden misafirleri gönderip Oğuzalp'i de peşlerine takıp biz etrafta gezindik:) Hıdırlık Tepesi'nde çalışma var, 1 yıldır böyle sanırım gittiğinizde sizi şantiye karşılıyor. İnözü Vadisi yemyeşil bir yer. Kahvaltı için de güzel yerler olabilir, biz daha önce semaverde çay içmek için gitmiştik bir mekana. Mekan çimenler içinde bahçe olarak çok güzel kendin pişir kendin ye yeriydi; ancak işletmesi pek iyi olmadığı için oldukça pisti. O bölgede çeşit çeşit yer var. Gitmeden araştırma yapmakta fayda var. 



Yaşayan Müze fotoğrafları gelsin:)















Müze sonrası kahve keyfini ise Sedir Kahve'de yaptık .  Bu rengarenk haliyle yoldan geçenleri gelin diye çağırıyor. 








Dönmeden tabi ki ne bulduysak aldık. 

Eve geldiğimizde şu haldeydik:) 


Neler mi aldık? Biraz lokum, olmazsa olmaz Beypazarı havucu, Beypazarı kurusu. Sonra da yöresel ürünler pazarında top kekik, kurutulmuş domates, çeşit çeşit baharat çay,  yumurta aldık. Karadut suyunu ve bol bol Beypazarı maden suyunu da unutmadık tabi. Unutmadık derken, baklava almayı unuttuk ona baya hayıflandık ama nasip değilmiş :)