Şehirler

8 Haziran 2017 Perşembe

Harikalar Diyarı, Ankara


Ankara'ya yaz yavaş yavaş geliyorken bugüne kadar aman kesin bir şey yoktur deyip gidince vay be diyerek çok etkilendiğim bir parktan bahsetmek istiyorum. Biz karı koca eskiden de park severdik ama ilgi alanımız Göksu Parkı ile sınırlıydı:) Şimdi çocuk sahibi olunca acaba nerede oynar, nerede ilgisini çekecek bir şey olabilir, açık havada oynasın derdiyle sürekli bir araştırma halindeyiz. 
Bu park adı üstünde bir Harikalar Diyarı. Parkta havuzlar, koşacak yemyeşil alanlar, piknik alanı gibi çeşitli alternatifler var. Masal Adası olarak isimlendirilen bölümde ise çizgi film karakterlerinin kocaman halleri var. Çoğu aslında bizim çocukluğumuzdan.  Bir Niloya, Pepe falan yok; ama Heidi tekrar yayınlandığı için onu tanıdı mesela Gezenti Tosbik. Bir de Şirinler'i biliyordu. Karakterleri bilmese de her şekilde oradan oraya koşarken çok eğleniyor çocuklar. 

Masal Adasına ulaşana kadar biraz koşturdu yolda gördüğü çeşit çeşit kaydıraktan kaydı. 





Ağa takılmış bir örümcek :) 




Biz de onun kadar eğlendik valla :) 



Bir de Mickey Mouse'u tanıyor tabi. 




Daha kimler yok ki Masal Adasında. 
Alaaddin


Casper 


Türk Kahramanları


Daltonlar 



En çok eğlendiği kısım Şirinler Evi oldu. 
Sürekli girdi çıktı, kapıdan çıkarttık kuyuya girdi, uyuyan şirini uyandırmaya çalıştı :D 












Kurttan korkmuşmuş :) 


Ve günü tırtıl gezisiyle sonlandırdık. 
Biz ikimiz binelim deyince babamla bineceğim diye ağladı, inince de bir kere daha binebilmek için hadi seninle binelim annem diye yalvarıyor uyanık :D 


Parkta sadece çocuklara yönelik eğlence yok tabi ki. Çay bahçeleri, restoranlar da var, ama bizim aklımızda o gün başka bir alabalık restoranı olduğu için parkta bir şey yemedik. Ayrıca piknik yapacak alanlar da mevcut, gittiğinizde koca bir gün geçirebilirsiniz. 



16 Nisan 2017 Pazar

Nefise'nin Yeri Çerkez Mantı Evi

Ankara kalesi civarı sanırım son 5 yıla kadar gidilmez denen bölgelerdendi. 
Yapılan restorasyon çalışmaları ile ve özellikle de Rahmi Koç Çengelhan Müzesi'nin açılmasıyla bölgenin çehresi değişti. 
Biz bu vakte kadar hiç gitmeyip artık her fırsatta gidenlerdeniz. 
Ankara'ya gelen misafirlerimizi de AVM yerine Anıtkabir'e ve kaleye götürüyoruz artık. 
Burada uzun uzun anlattım:)

Yine böyle bir gezide bu sefer yemek yiyeceğimiz yeri de planlayarak gittik. 
Önceden yaptığım araştırmalarda Nefise'nin Yeri Çerkez Mantı Evi harika yorumlar almıştı. Biz de gidip bir kendimiz görelim dedik ve yediğimiz her şeye bayıldık :) 

Hıngal adı verilen Çerkez mantısı, içli köfte, dağıstan helvası hepsi şahaneydi. 
Ben susayım resimler konuşsun :) 




İşte meşhur Çerkez mantısı 
Patatesli, kıymalı ve birkaç çeşit daha var bizim tercihimiz kıymalı oldu. 
Porsiyon küçük gibi görünüyor; ama başlayınca son derece doyurucu olduğunu fark ediyorsunuz.  Mantılar normal mantı gibi değil oldukça büyük.
Bir de benim yediğim mantılar bir noktada beni tıkıyor.  Yarım porsiyon ancak yiyebilirim. Bu ise son derece hafifti. 


Fiyatı 17 TL 



İçli köftenin bir porsiyonunda 7 tane var.
Biz Gezenti Tosbik'in yumurta ve kuru yemiş alerjisinden dolayı yanımızda yemeğini götürmüştük(babaanne içli köftesi :))  ama yine de isterse diye içeriğini sorduk. 

İçli köfteyi Muş usulü hazırladıklarını yumurta ve ceviz olmadığını söyledir. 
Alıştıklarımızdan farklı ama kesinlikle çok güzel. 
Bir porsiyon 25 TL 





Methini çok duyduğumuz diğer lezzet de Dağıstan helvasıydı. 
Tam olarak tarif etmek çok zor. 
Belki helva un kurabiyesi ile saray helvasının birleşmiş hali diyerek tarif edebilirim.  Alttan altta da ceviz tadı geliyor. 
Çatal bıçak beklemeyin, çatala değince dağıldığı için elinizle hüpletin :) 
Porsiyonu 10 TL 

Bir de Fıççın denen börek var. O aklımda kaldı, artık onun için bir kez daha yolumuzu düşüreceğiz ;) 


22 Şubat 2017 Çarşamba

Oylat Mağarası, Bursa

Oylat Mağarası gezisi benim Kapadokya ve Derinkuyu yer altı şehirleri dışındaki ilk ciddi mağara gezim oldu. Bursa'ya gidip de bu vakte kadar Oylat'ı görmemekle çok şey kaçırmışım.

Biz 4 kişilik bir grup olarak Şubat başında oldukça yağmurlu bir günde gittik, etrafta kimsecikler yoktu. Milletçe sanki kışın gezilmez gibi bir algımız var.  Tabi ki kışın çalışıyoruz, hava soğuk falan; ama imkanınız varsa hafta içi gezmek en güzeli!  Her yer sakin, huzurlu!  Tabi kalabalık gruplar olarak gittiğinizi var sayıyorum. Her yerin suç mahali olduğu şu günlerde böyle ıssız bir yere tek başınıza gitmek biraz riskli olabilir.

Oylat mağarasına İnegöl ve Oylat tabelalarını takip ederek ulaşabilirsiniz. Mağara özel bir işletme tarafından işletiliyor. 7.5 TL giriş ücreti var, kış sezonunda akşam 18:00'e kadar açık yazın 20:00 'e kadar uzuyor sanırım. Aracınızı park edebileceğiniz bir alan var; o alandan merdivenleri indikten sonra mağaraya ulaşıyorsunuz. Güneşli günlerde derenin kenarında oturup manzarayı izlemek çok keyifli olabilir.

Yaz mevsiminde bu alanda tabureler oluyor, çay  kahve içebiliyorsunuz.





Mevsim itibariyle derede çok fazla su yok. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde daha fazla su oluyordur muhtemelen.

 Oylat mağarası yaklaşık 95 metre yükselikte.,. Mağara bu resimde görünen dağın içinde.  Oylat mağarasına giderken spor giysiler giyip, merdiven çıkmaya hazırlıklı olmanızı öneririm.




 Buradan girdikten sonra uzun bir maraton başlıyor.


Bir süre böyle yollardan geçtikten sonra tırmanış kısmı başlıyor, ve bu kısım insanı biraz zorluyor.  Bu kısımda sanki dağın içinde dar bir yarıktan geçiyorsunuz gibi bir duygu hissediyorsunuz. Aslında tam olarak bu hissettiğiniz oluyor, ancak girişten sonraki bazı kısımlar tam  aydınlatılmamış olduğundan etrafı tam olarak idrak edemiyorsunuz.  Neyse ki sonrası yeterince aydınlatılmıştı.


Arkamda o merdivenleri görebilirsiniz.  Çocuklar ve yaşlılar için çıkması biraz zor. Çok küçük bebekleri belki kanguru ile taşıyabilirsiniz ama kendi başına uzun süre merdiven çıkamayacak çocuklar için çok çok zor. Merdivenler aralıklı etraf karanlık, o sebeple biraz tehlikeli. Biz Gezenti Tosbik'i babaannesine bırakıp gitmiştik iyi ki öyle yapmışız.



Ama güzel kısmı da bu zorlu kısımlar. Hem en güzel sarkıt ve dikitler bu kısımlarda hem de yükseğe çıktıkça bakış açınız genişliyor,  yanından geçtiğiniz dikitler yukarıdan baktığınızda apayrı bir güzellik sunuyorlar.  İnsan kendini büyülü bir dünyada gibi hissediyor.

İşte ispatı ...


video










Oylat mağarasının özellikle astım hastalarına iyi geldiğini söyleniyor. Yerel yönetimler mağarayı bu özelliği ile ön plana çıkararak turizme kazandırmak için çeşitli projeler başlatmışlar; ama aktif olarak sürdürülen bir proje görünmüyor. İnşallah başarılı olurlar.

Oylat'ta gezilecek yerler arasında Oylat Şelaleleri ve Oylat Kaplıcaları var. Yine mevsimin kış ve hafta içi olması sebebiyle yol kenarında gördüğümüz çoğu alabalık tesisi vb yerler kapalıydı; ama büyük ihtimal hafta sonu açık oluyorlardır. 


Sevgiyle kalın..

20 Şubat 2017 Pazartesi

Bursa Uludağ, Teleferik

Yeni gitmişken, sezonu bitmeden anlatmak istediğim yerlerden biri de teleferik ile Uludağ gezisi. Bursa'ya o kadar sık gitmemize rağmen daha önce Uludağ'a hiç gitmemiştim. Kayaktan korktuğum için ee kar da zaten Ankara'da var ne yapalım diyerek hiç gitmedik. Bu sefer de teleferiğe binmiş olmak için gittik zaten:)

Gezinin en keyifli kısmı da teleferikti. Teleferiğe binmek için Bursa'nın Teleferik semtine gitmeniz gerekli. Bu alana aracınızı park edip teleferik bileti alabiliyorsunuz. Yalnız otopark da ücretli ve fiyatı da oldukça yüksekti. Teleferik bileti ise gidiş dönüş 38 lira. Açıkçası biraz pahalı gelmişti bana ama bir kere gidiyoruz diyerek yola çıkmıştık.  Tam bilet alırken bir başka stand gördük. Chippin isimli yeni bir mobil uygulama oluşturulmuş ve bu uygulamayı tanıtmak amacıyla eğer telefona uygulamayı indirip bileti sistem üzerinden alırsanız gidiş dönüş 15 TL'ye alabiliyorsunuz. Toplamda 4 kişi olduğumuzu düşününce nasıl tasarruf ettik ama diye düşünüp  mutlu olduk seyahat boyunca! Süper denk geldi! Siz de bu aralar giderseniz dikkatli bakın stant oradaysa hemen faydalanın. Mobil uygulamayı yüklediğinizde de bilet alabiliyorsunuz, kampanyalar kısmında görünüyor.

Teleferik için çok bilinçli yapmamış olsak da harika bir gün tercih etmişiz. Bir gün sonra hava öyle bir bozdu ki sisten hiçbir yer görünmüyordu. 

Teleferiğin eski halinden eser yok tabi. Şimdi 8 kişilik kabinlerle 20 saniyede bir teleferik geliyor binip gidiyorsunuz.


Sonra da böyle manzaraların keyfini çıkarmak kalıyor geriye.. Ağaçların üzerinden geçiyorsunuz harika bir duygu..

Kalkıştan hemen sonra, teleferikten Bursa manzarası..


İlerledikçe kar kalınlığı artıyor tabi





Uludağ'a giderken inebileceğiniz iki yer var. Sarıalan ve oteller bölgesi olarak da bilinen Uludağ Zirve. Biletinizi alırken de ona göre alıyorsunuz. Teleferik Sarıalan'da duruyor, oradan zirveye devam edecekseniz başka bir teleferiğe biniyorsunuz.

Sarıalan'da minik bir çarşı var. Bu bölgede de yine küçük kafe tarzı yerler var. Kar motoru ile gezmek için ideal bir yer burası .

 Biz önce zirveye çıkalım dönüşte bakarız dedik, ama dönüşte hiç vaktimiz olmadı sadece tepeden görebildik kar motoruyla gezenleri..



 Zirve için tekrar yola çıkıyoruz.  Zirveye ulaştığınızda yine yukarıdaki gibi hatta biraz daha büyük bir çarşı karşılıyor sizi. Çarşıdan dışarı çıkınca otellerin olduğu bir bölgeye rastlıyorsunuz. Ancak burası o televizyonda gördüğümüz herkesin kayak yaptığı yer değil. Bu bölgede otellerin kendi kayak pistleri var, sanırım herkese açık bir pist yok. Onun için 2.5 TL karşılığında dolmuşa binip 1. bölge dedikleri yere gitmeniz gerekiyor. 10 dakika kadar kısa bir yolculukla oraya varıyorsunuz. Orada manzara böyle..




Bizim tosbik tabi ne bilsin kayak falan..
Burada karı görünce bana poşet verin diye ağlamaya başladı :D
Biz bu alanda bir kızak bulamadık!

Küçük çocuklar için ayrı bir yer yokmuş, kızak akşam altıdan sonra oluyormuş. O saatte donarak kayma fikri kimden çıktıysa!


Açıkçası ben böyle hani üniversite bahar şenliklerindeki gibi alanlar falan bekliyordum insanların  eğlendiği.  Kayak yapmayacaksanız Uludağ'da yapılacak pek bir aktivite yok haliyle. Eee ne yapsak ne etsek derken bizim aklımıza TSK'nın tesisi geldi, oraya girdik, iyiki de gitmişiz yemeğimizi yedik, kızak bulduk tosbik kaydı. Uludağ'daki kafeler genellikle çok pahalı. Şu resimdeki yerde bir salep 20 TL idi mesela.  İmkanınız varsa günübirlik kamptan faydalanın :) Yoksa da gelmişken güzel bir mekan bulup tadını çıkarın. 

Kayak ekipmanları kiralayacağınız ve isterseniz hocalardan ders alacağınız alanlar buralar..




Kızakçı tosbik:) Akşam oldu, hava karardı ama her zamanki gibi hayır eve diil diye ağlıyordu.
Tabi ne kadar yorulduysa teleferiğe bindiğimiz an uyuyakaldı.

Uludağ'a bir yaz mevsiminde 2-3 konaklamalı bir de kış döneminde daha uzun bir kayak tatili için gitmek istiyorum.  Gittiğimde onları da anlatırım :) Bu yazı kısa bir teleferik gezintisi, umarım amacına hizmet etmiştir.

Sevgilerle..